Depremler ve Fitne

Ahmet Orhan

Türkiye 2020 yılına ne yazık ki acı olaylarla girdi.

Önce Akhisar sonra da Elazığ Sivrice ilçesinde yaşanan deprem felaketi aziz Türk milletini acılara sevk etti.

Elazığ depreminin akşam saatlerinde 6,8 şiddetinde gerçekleşmesi, yüzeye yakın olması sebebiyle çok şiddetli bir şekilde sarsılmalar ve yıkımlar ortaya çıkarmıştır.

Çoğunlukla depreme dayanıklı yapıların az bulunduğu köylerde kayıpların daha fazla olduğu bilinmektedir.

Deprem geniş bir bölgede korku ve endişeyle yaşanmış, Elazığ’ın dışında başta Malatya’nın Pötürge ilçesi ve komşu illerde de can ve mal kayıplarına neden olmuştur.

Türkiye’nin deprem geçmişi göz önüne alındığında şiddetli deprem olarak değerlendirilebilecek olan bu felakette Allaha şükürler olsun geçmişe göre daha az can ve mal kaybı yaşanmıştır.

Devletimiz felaket duyulur duyulmaz dakikalar süresinde tüm imkanlarıyla olaya müdahale etmiş, görevli AFAD ve diğer kurumlarımızca geniş bir ekip ve donanımlarıyla felaketin etkilerini azaltma çalışmaları yürütülmüştür.

Kadirşinas, hamiyetperver aziz milletimiz ilk andan itibaren yardım kampanyalarını başlatmış, ayni ve nakdi yardımları bölgeye ulaştırmıştır.

Aslında yukarıda ifade ettiğim hususlar Türk milletinin her felaket karşısında bırakın kendi insanını tüm insanlık için ortaya koyduğu bir davranıştır.

Bu yaşananlar millet olarak hissettiğimiz acıyı bir nebze olsun azaltan hususlardır.

Yaşadığımız felakette, maalesef son zamanlarda milletimizin genelini etkileyen olaylarda benzerlerini yaşadığımız fitneye tevessül edenler de görülmüş, kardeşliğimize halel getirmek, bizi “tasada birliğimiz” noktasında bölmeye kalkan faaliyetlerin yoğun olarak yapıldığına da şahitlik etmek durumunda kaldık.

Büyük acıların yaşadığımız süreçte, ayrılmaz ve bölünme kabul etmeyen bir bütün olan Türkiye’nin şehirlerini, ahalisinin etnik kimliği üzerinden bölmeye kalkan kötü niyetliler türemiştir.

Türkiye, kimileri Kürtçü, kimileri Türkçü kılığına bürünen, özellikle sosyal medya üzerinden Milletimizin birliğine yönelik saldırılara maruz kalmıştır.

Milletimiz kendisini birbirine düşürmeye yeltenmiş olan bu hainlere kulak vermeyerek gereken cevabı vermiştir.

Atatürk tarafından “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir” şeklinde tanımlanmış olan Türklük kavramına rağmen “fitne ehli ve etnik bölücüler” Elazığ ve Malatya’yı Kürt şehirleri diye yaftalayıp Türkiye’den ayrı konumlandırmaya kalkmışlardır.

Acıları etnisite üzerinden tanımlamaya kalkmak, tam anlamıyla insanlıktan uzak aşağılık bir zihniyetin tezahürüdür.

Oysa bölgenin tarihi M.Ö 4000 yılına kadar uzanmasına rağmen 1071’de Anadolu’nun fethinden hemen sonra 1085 yılında her iki ilimizin bulunduğu bölge atalarımızdan fethedilerek yurt haline getirilmiştir.

Hitit diline göre “bal ve meyve şehri” anlamına gelen Malatya ve bizzat adı Atatürk tarafından azığı bol anlamında Elazık ismi verilen yerleşim merkezi daha sonra TBMM tarafından verilen Elazığ ismini almıştır.

Elazığ ve Malatya şehirlerimiz bin yıllık tarihinde kıvançta, tasada, savaşta ve barışta Türk Milletinin ayrılmaz bir parçası olmuş, bölücülüğe ve fitneye canları pahasına geçit vermemiştir.

Bu acı günümüzde de fitneyi elinin tersiyle itmiştir.

Yaşadığımız acılı günlerde bizleri üzen bir diğer husus da geçmişte yaşadığımız depremlerde devletimiz tarafından yapılanlarla bu gün yapılanları karşılaştırmak suretiyle siyasi rant devşirme görünümlü fitne faaliyetleri olmuştur.

Yurdumuzda yaşanan yüzyılın en büyük afeti olan Marmara depremi ile Elazığ depremini karşılaştırarak bazı sonuçlar çıkarmaya kalkmak milli birliğimize vurulmak istenen darbeden başka bir anlam taşıyamaz.

Bilerek milletimiz bölmeye kalkan unsurların dışında buna bilmeden alet olanların varlığına da rastlamaktayız.

7,9 şiddetindeki 1939 Erzincan depreminden sonra Kuzey Anadolu Fayı üzerinde yaşanan ve daha geniş bir bölgeyi etkileyen 7,4 şiddetindeki 1999 Marmara depremini, 6,8 şiddetindeki Elazığ depremiyle karşılaştırmak bilimsel körlükten öteye vicdansızlıktır.

Nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu Türkiye’nin bir numaralı sanayi bölgesinde gerçekleşen depremde resmi rakamlara göre 20.000 insanımız hayatını kaybetmiş 40.000 insanımız yaralanmış, çoğu konut olmak üzere 400.000 ev ve işyeri yıkılmış, kullanılamaz hale gelmiştir.

Marmara depreminin etkilerini önce azaltmak daha sonra ortadan kaldırmak için Türkiye tüm ekonomik zorluklara rağmen en az 20 Milyar dolar seviyesinde harcamalar yapmak suretiyle büyük bir çalışma ortaya koymuştur.

Şükürler olsun ki Elazığ depreminde Marmara depreminin belki yüzde biri mertebesinde yıkıcı kuvvete maruz kalınmıştır.

Can kaybı 41 olmuş, Elazığ’da 58, Malatya’da 315 yıkık olduğu görevli bakanlar tarafından ifade edilmiştir.

45 vatandaşımızın enkazlardan sağ çıkarılmış olması da her türlü takdirin üzerindedir.

Ayıca Türkiye’nin depreme hazırlığı ve imkanları 1999 ile mukayese kabul etmez bir şekilde güçlüdür.

Milletimiz büyük olaylar karşısında diğer milletlerde görülemeyecek bir feraset ortaya koymakta, kargaşa heveslilerine pirim vermemektedir.

Bu duruşuyla Türk Milleti herkesi hizaya sokmasını bilmiş ve büyüklüğünü ortaya koymuştur.

Bir Cevap Yazın
PAYLAŞ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

Torbalı iş aleminden Elazığ’a yardım

Kardeşlik tırı yola çıktı. Torbalı Ticaret Odası’nın Elazığ’daki depremzedelere ulaştırılmak üzere başlattığı yardım kampanyasından toplanan yardım tırı dün uğurlandı. Toplanan yardımlar ilçe protokolü ve oda personeli tarafından bizzat tırlara yüklendi. Torbalı Kaymakamı Öter ve TTO Başkanı Olgun, kampanyaya destek olan herkese teşekkür etti. Torbalı Ticaret Odası’nın TOBB’un çağrısı ile Elazığ’daki […]
tto