POLİTİKANIN İKİNCİ ADI DENSİZLİK OLDU HERHALDE

Tahsin Güzel

Son günlerde demokrasi ve hukuktan söz eden bazı sözde siyasetçilerin İngiliz kaşığıyla, Fransız turşusu yediklerini görüyoruz, kimi halkın iradesiyle gelmiş meşru hükümeti devirme peşinde, kimi de seçim düşünde… Ot, çöp bahane, hizmet yerine gereksiz gündem yaratma adına her naneyi yiyorlar. Bu ülkede erken seçimin şartını köylü Ahmet amca biliyor, bu siyasetçi müsveddeleri bilmiyor, erken seçim kararını Cumhurbaşkanı ve TBMM’si verir, bunun için de 365 milletvekilinin oyu gerekir,  sayın cumhurbaşkanı seçim istemiyor,muhalefetin mecliste de bu sayısı yok,  muhalefetin toru topu248 milletvekili var, peki öyleyse İngiliz kaşığıyla Fransız turşusu yiyenlerin bu densizliğinin sebebi nedir?

Yaşadığımız süreçte dünya Türkiye’ yi takdir edip hükümete methiyeler düzerken bu turşucular entrika peşinde, bu tiplere karşıda bazı densizler(sözde hükümet yanlısı) devlet yokmuş gibi kendini devlet yerine koymakta hukuku hiçe sayarak turşucuları asmakla kesmekle tehdit etmekte, bu densizlerin değirmenine su taşımakta,anlaşılan seksen öncesi izlediğimiz eski filmlerin özlemini çekiyorlar. Bu devlet büyük bir devlet, aslanlar gibi hükümeti de var, her tür belayıda bertaraf edecek güçte veher tür soysuzda hesabını sorar…

Hükümetler seçimle gelir, seçimle gider, halkın % 50 artı bir oyunu alan iktidar olur, bir oyunu eksik alansa muhalefette kalır, aynen darbelerden medet uman ve yıllardır % 25’in üstünde oy alamayanlar gibi, bu zihniyetler değişmemiş ama Türkiye değişti ve eski Türkiye değil artık. İngiliz kaşığıyla, Fransız turşusu yiyenler eski alışkanlıklarını bırakmalı, muhalefet yapacaklarsa adam gibi yapmalı,istikrarsızlığa neden olacak hal ve hareketlerden uzak durmalı, iktidar olacaklarsa halkın gönlüne hitap edip oyuyla iktidar olmalı, darbeden, kaostan medet umulmamalıdır;15 Temmuz hain darbe girişiminde bulunanların akıbetinden ders almalı:  Post, dost darbelerden bu ülke çok şeyler kaybetti ve o devir kapandı.

Durduk yere darbe iması yapan CHP’lilerin bunu neden yaptıklarına dair şunları söyleyebilirim:  Hükümetin şu salgın döneminde özellikle sağlık sektöründe sergilediği başarı kendi seçmenleri, hatta muhalefet seçmenleri nezdinde bir güven tazelenmesine neden oldu. AK Parti iktidarlarının sağlık alanına yaptığı yatırımın ne denli önemli olduğu görüldü. Şehir hastanelerine karşı çıkanlar kıçlarının üzerine oturdu. Erdoğan liderliğinin önemi bir kez daha ortaya çıktı. İşte, kendi tabanlarını zinde, diri tutmak, savrulmalarını istemeyen CHP ileri gelenleri şapkadan tavşan çıkardılar…

Siyasi partiler kanunla kurulan meşru partilerdir ayrıca demokrasinin vazgeçilmez unsurlarındandır, öncelikli işlevleride devletin bekasını korumak halkın refahını yükseltmek, birlik ve beraberliği sağlamaktır, devletin kanunlarıyla kurulup, her tür nimetinden yararlanıp, devleti yıkmaya birlik ve beraberliği bozmaya çalışanlardan ne siyasetçi olur ne de parti olur.

Hesap sorulması gerekiyorsa ki, gerekiyor,TBMM’sinde bulunan terör örgütüne hizmet eden sözde siyasetçilere hesap sorulmalıdır,  meşru olmayan bu partide kapanmalıdır, devlet bu hainleri besleyemez, siyaset kurumunun işi meşru işlerle uğraşmak ve bu pisliği temizlemektir, meşru hükümeti yıkmak halk iradesini hiçe saymak iş değildir…

Terör örgütüyle kucak kucağa olup,  temsilcileri olan siyasetçilerin avukatı olanlar, perde arkasında dini kural ve kaidelere karşı olup sahnelerde merkez cami imamı rolünü üstlenenler, her gün Cuma namazı kılanlar, halkın değerleriyle alay edenler kendine gelmeli…

Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu gazi meclisimiz şu anda maalesef Atatürkçü görünümlü ana muhalefet partisiyle sırtını PKK’ya yaslamış HDP’yi barındırmaktadır. Evet, kanun ve sistemler buna müsaade ediyor, fakat ne Avrupa’da ne de ABD’de bırakın bir siyasi partiyi, bir tek milletvekili dahi kendilerince terör örgütü sayılmışların adını dahi anamazlar, anında paketler yok ederler. Bunu maalesef ne CHP ne de İP görmüyor, anlamazdan geliyor, HDPKK’ya kuyruk oluyorlar.

CHP Genel Sekreteri Recep Peker CHP ile ilgili bir vesikayı Atatürk’e imzalatmaya getirdiğinde Atatürk vesikanın üzerine ‘partim’ sözünü yazar. Peker ‘paşam niçin CHP yazmıyorsunuz?’ diye sorar. Atatürk de ‘ne bileyim sonuna kadar CHP’nin benim partim olarak kalacağını?’ diye yanıt verir.” (Falih Rıfkı Atay, Babanız Atatürk, s.57) Şu an CHP Atatürk’ün öngörüsü ile artık Atatürk’ün partisi değildir. Bunu ben başka türlü ispat için Kemal Kılıçdaroğlu’nun ne zaman ve nerede ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ dediğini işitip duyan var ise söylemesini bekliyorum.

En küçüğünden en büyük toplantılarında ne bayrağımız, ne istiklal marşımızın ne de Atatürk’ün bir posterinin yer almadığı HDP’nin kuyruğuna nasıl takılırsın, nasıl onlarla ittifak kurar ortak adaylar belirlersin? Dahası bunu Atatürk’e nasıl izah edersin?

Dersim Kerbela’ydı diyen Davutoğlu’nun partisine nasıl olurda milletvekili göndereceğini söylersin?

Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı bu kadar mı gözünüzü bürüdü?

CHP’nin içerisinde bulunduğu vahim halini yine CHP’li Muharrem İnce’nin CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ’nu eleştirirken kullandığı “Çıkmışsın yenmiş, yenmiş de yenmiş” tepkisinin ardından bir benzerini şimdi de CHP’li anketçi Hakan Bayrakçı’dan gördük. Bayrakçı, bir TV programında CHP yönetiminin darbe söylemlerini savunmasını “Akşam yatıyorsun 25, sabah kalkıyorsun 25, 25 yıldır alıyorsun yüzde 25” sözleriyle çok güzel tasvir etti.

Oturun da bu halinize yanın! Türkiye eski Türkiye değil, ihtilal devride kapandı irade halka ait bunu da beyninize yerleştirin…

PAYLAŞ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

Gaziemir Belediyesi’nden tatlı sürpriz

Gaziemir Belediyesi, koronavirüs salgını nedeniyle uzun süredir evlerinden çıkamayan 65 yaş ve üzeri 500 yurttaşa Ramazan Bayramı öncesi lokum dağıttı. Gaziemir Belediyesi ekipleri Ata Evi Sağlıklı Yaş Alma Merkezi üyelerini, Alzheimer Demans Merkezi’nde hizmet alan bireyleri ve yalnız yaşayan 65 yaş üstü ihtiyaç sahiplerini evlerinde ziyaret ederek lokum armağan etti. […]